Ben bu başlık altında aklıma gelenleri maddeler halinde yazdım, sizinde aklınıza gelen varsa yorum kısmına ekleyebilirsiniz...
1- Kıskanın! Ama kıskançlık krizinizi sakın ha içinize atmayın, onun hayatını zindana çevirmek için kullanın.
2- O sizi kıskandığındaysa, onu kendine güvensizlikle suçlayın.
3- Yok eğer sizi kıskanmıyorsa 'ne biçim adam' olduğunu sorgulayın.
4- Dırdır yapın! Her konuyu sakız gibi uzatmanın bir yolunu bulun.
5- Alınganlık yapın ama alıngan olduğunuzu asla kabul etmeyin.
6- Telefonunu karıştırın, Üstelik bunu yaparken ona yakalanın ki aranızda güven adına bir şey kalmasın.
7- Büyük küçük her kavgayı "O zaman ayrılalım" diye bitirin.
8- Ona eski sevgilinizin ismiyle hitap edin. Bunu kavga
konusu yaparsa "Aman canım ne var, insanlık hali, karıştırdım" diyerek
üste çıkın.
9- Ezkaza o size eski sevgilisinin ismiyle hitap ederse, ölümlerden ölüm beğenmesi için ona seçenek sunun.
10- Onu aradığınızda açmazsa "Nasıl olsa cevapsız çağrımı
görünce geri döner" diye düşünmeyin. Aramaya devam edin, 5 cevapsız
çağrı bıraktıktan sonra artık mesajla tacize geçebilirsiniz…
11- Eski sevgilinizle arkadaş olduğunuzu iddia edin ve
görüşmeye kalkın. Ama o eski sevgilisiyle görüşmek isterse olay çıkarın.
12- Her hareketinden anlam çıkarın. Her cümlesini 'sen ne demek istiyorsun' diye sorgulayın.
13- Bir dakikadan uzun sessiz kalırsa, sessizliğini sorgulamaya başlayın. "Ne düşünüyorsun?" sorusu favori sorunuz olsun.
14- Annesine burun kıvırın. Yemekleriyle, giyinişiyle hatta tipiyle dalga geçin.
15- Onu her alışverişinize sürükleyin. Ama alışveriş
turunuzu kısa kesmeyin. Mesela bir tişört için en az 20 dakika ayna
karşısında durun, en az 10 kere "Sence bana yakıştı mı?" sorusunu, en
az beş defa da "Beni şişman gösterdi mi?" sorusunu sorun. Sonra da o
beğenmiş olsa bile, fikrini boşverin ve tişörtü almadan çıkın.
16- Özel gün deyince sadece doğum gününüz, Sevgililer Günü
ve yılbaşıyla yetinmeyin. Beraber ilk sinemaya gidişinizin yıldönümünü
bile kutlayın. Olur da unutursa tabii ki olay çıkarın.
17- Arabasına, kıyafetlerinin ceplerine, cüzdanına 'seni seviyorum' yazan pembe kağıtlar bırakın.
18- Topluluk içinde cinsel olarak onu yetersiz hissettirecek espriler yapın.
19- Onun annesi rolünü üstlenin. İş yemeklerinden arkadaş ortamlarına kadar her yerde ona beş yaşında bir çocuk gibi davranın.
20- Hafta sonu evde oturmak isterse bunu önerdiğine onu
pişman edin. "Eskiden her hafta sonu dışarıdaydık. Şimdi emekli
çiftlere döndük" diye şikayete başlayın.
21- 7 gün, 24 saat; sebepli sebepsiz ağlayabilme becerisi
edinin. Gözyaşlarınız artık kurşunu hiç bitmeyen silahınız. Ama
ağlarken ne dediğinizin anlaşılmamasına özen gösterin ki, sevgiliniz ne
yapacağını bilemesin.
22- Eski defterleri açarak olay çıkarın. Aylar önceki hatta
yıllar önceki bir konuyu gündeme getirip durup dururken arıza çıkarın.
23- Saçlarınızın uçlarından aldırdığınızda farketmezse
"Artık benimle hiç ilgilenmiyorsun" cümlesiyle başlayarak sevgisini
sorgulamaya kadar gidin. 24- Sanki başta aşık olduğunuz adam o değil de
başkasıymış gibi, onu giyiminden huylarına kadar sürekli eleştirin ve
değiştirmeye çalışın. 25- Her yere ve her şeye geç kalıp onun sabrının
sınırlarını keşfedin. Ama tabii o geç kalmak gibi bir şuursuzluk
sergilerse avaz avaz bağırarak onu kendine getirin.
Objektifimden
12 Ekim 2015 Pazartesi
25 Ağustos 2015 Salı
Yetmedi mi ?
Bugün baktımda bir sene gibi süre olmuş bloğa yazmayalı. İçimden gelmedi,yazacak çok kelime olmasına rağmen parmaklarım tuşlara basmadı. Ülke tahmin ettiğimiz gibi kan gölü. Her gün bir bölgeden şehit haberi duymaktayız,ekranlara çıkan ağzından kan ve salya damlayan iğrenç yaratıklar bebek katillerini,masumları öldüren canileri cilalayıp parlatmaya devam ediyorlar. Politikacılar düşmüşler koltuk derdine,bürokratlar onlardan farklı değil,haklının değil güçlünün yanındalar. Ne yazayım ki böyle bir ortamda. 07 Haziran 2015 seçimleri yapılmış,hükümet kurulamamış,yeniden seçim kararı alınmış,vatan hainlerinin meclise girmesine daha alışamamışken şimdi de seçim hükümetinde üç yada dört bakanlık verileceğini öğreniyoruz. Hayal di gerçek oldu, herkesler konuştu onlar yaptı. Ben evlerinde evlatlarını Askere göndermiş anneleri düşünüyorum, ben evlatlarını Polis yapıp göreve göndermiş anneleri düşünüyorum,onların yaşadığı stresi düşünüyorum,gözlerini haber kanallarından ayırmadan nerede ne çatışma olmuş,nerede pusu kurulmuş diye içlerinde korku ile günleri eritenleri düşünüyorum. Her an kapımız çalacak bir Polis Müdürü yada bir subay acı haberi verecek diye yüreği ağzında bekleyenleri düşünüyorum. Nasıl bir vicdan insan kanı üzerinden prim yapabilir. Yeri geldiğinde kanımızı emmek üzere olan bir sivrisineği öldürürken ikinci kez düşünüyoruz ama bu caniler bir insanı üzerinde sadece üniforması var diye,bir mesleği icra ediyor ve en önemlisi vatanını seviyor diye öldürebiliyorlar. Hadi onlar insanlıktan nasibini almamış birer cani de; O canileri silahlandıran,polisi ve askeri hatta öğretmeni ve doktoru hedef göstererek üzerine salanlar ne ? Milli Şairimiz Mehmet Akif'in İstaklal Marşımızın bir kıtasında da söylediği gibi '' Kim bu Cennet Vatanın Uğruna olmaz ki Feda '' dizesini daha yedi yaşlarında bir çocukken öğrenen asil milletimin evlatları katlediliyor ve sorumsuz sorumlular olanları sadece seyrediyor. Yeter... Zamanı geldi geçiyor. Birlik olma zamanı geldi de geçiyor. Büyük kurtarıcımız Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün sadece ilkelerini takip etmek yeterli olacak,inanın bana fazla bir şey yapmaya zaten gerek yok. İç ve Dış düşmanların kimler olduğunu bizler iyi biliyoruz, doksan sene önce nasıl ki Türkü,kürdü,çerkezi,lazı,azerisi,acemi v.s v.s tek yumruk olup balyoz gibi indirdiysek yine aynısını yapabiliriz,bu kudret bizim damarlarımızda gezen asil kanda mevcut...
1 Ağustos 2014 Cuma
Birazcıkta Siyaset
Bugün 01 Ağustos 2014 Türkiye Cumhuriyeti halkının Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk kez oy kullanmasına tam 10 gün var. Ortalık kelimenin tam anlamıyla toz duman. Cumhurbaşkanlığına aday olan son 12 senenin başbakanı bir yandan hemen hemen tüm muhalefet partilerinin desteğini almış aday diğer yandan memleketin dört bir yanını dolaşarak Türkiye Cumhuriyet tarihinde halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olmak için yarışıyorlar. Bu süreçte kazananda oluyor kaybedende. Dış politika berbat durumda. Hemen hemen tüm komşularımızda sorun var. Batı komşularımız ekonomik krizle mücadele ederken güney ve doğu komşularımızda oluk oluk kan akıyor. Belki komşularımızda bu kadar sorun olması ölümler olması nedeniyle seçim süreci benim beklediğimden daha sakin geçiyor, bir kaç söylem hariç çok fazla gerginlik olduğuna şahit olmadım. Aslında olması gereken bu. Yeni cumhurbaşkanı ne yapacak nasıl bir tutum sergileyecek merak konusu. İktidar partisinin adayı kazanırsa çok bir şeyin değişeceğini zannetmem ama ya muhalefet adayı kazanırsa neler olacak? Çok hızlı değişen ülke gündemi nasıl olacalk ? Bunlar bir çok vatandaşımız gibi benim içinde merak konusu. İktidarı bir çok konuda eleştirebilirsiniz ama benim ilk eleştirim kesinlikle terördür. Konuya bir terör meselesi gibi değil azınlık meselesi gibi bakılmaktadır. Terör örgütüne destek vermeyen azınlık mensupları bile bu kadat tavizden sonra ses çıkarır duruma gelmiştir. Onlarda menfaatlerinin bu süreçte olduğuna karar vermişler anlaşılan. Analar ağlamasın sloganı ile sempatik bir şekilde başlayan süreç resmen bir ayrıştırma çizgisine girmiştir. Bunun en büyük sorumlusu projeyi hazırlayan dönemin içişleri bakanı şimdinin başbakan yardımcısıdır. 10 Ağustos seçimleri bence ülke kaderini şu şekilde etkileyecek o da Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları 2015 Genel seçimlerinin bir nev'i aynası olacak. İkdidar partisinin adayı kazanırsa önümüzde ki seçimlere mevcut lider kadar güçlü olmayanbir lider ile girecekler bu da seçimi kaybetmeleri demek. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybederlerse bu da ülkenin birlik ve beraberlik içerisinde olduğunu hükümete karşı ülke çoğunluğunun birleştiğini ve 17 Aralık 2013 sürecinin seçmene olan etkisini göreceğiz. İktidar adayı Cumhurbaşkanı seçilirse parti içerisinden güçlü bir lider çıkmamasının nedeni bence daha önceden çıkabilecek adayların bir şekilde başbakan tarafından engellenip parti içi muhalefet yapmamaları için uzaklaştırılmalıdır. Ya muhalefet adayı seçimi kazanırsa ne olacak. Hükümet meclis içerisinde zaten yeterli çoğunluğa sahip, hazırladıkları kararname ve kanunları en fazla 3. göndermede de geri gelirse meclisde çoğunluk ile yine geçirirler. Muhalefet adayının vizyon hariç çok bir etkisi olacağına ihtimal vermiyorum. Zaman bize gösterecek neler olacağını.
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Beni Tanıyın
Annemin deyimi ile İstanbul'da 1972 senesinin soğuk geçmesi gereken kasım ayının en güneşli bir gününde tam öğlen vakti doktorlar ve hemşireler yemeğe çıkmak üzereyken çıkagelmişim bu dünyaya. Hastane tarihinin en şirin ve o gün doğan tek erkek bebeği olarak daha o zamanlardan lider ve ortalık karıştırıcı olacağım belliymiş. Rahmetle andığım babamın bizleri yanına aldırması üzerine Afyonkarahisar hayatım daha altım bezli iken başlamış. Sonra hiç sevmediğim halen duyunca irkildiğim okul yılları. Her öğrencinin okul hayatına dair hatırladığı güzel anıları vardır muhakkak ama ben bunlardan bahsetmeyeceğim. Bu yazıyı okuyan öğrencilere kötü örnek olmamak için tabikide. Ve meslek hayatım 1994 yılında İzmirde başladı. İzmir egenin incisi, bu blogda zaman zaman güzel izmirden kareler de bulacaksınız. Güzel ülkemizde görmediğim çok çok az il kaldı benim amacım bu blogda her ilimizden güzelliklerden yada hüzünden sizlere bir tad sunabilmek. Bu blog benim tamamen amatörce çektiğim fotoğrafların sizlere ulaşabilmesi için hazırlandı. Ünlü olmak gibi ya da ödüller alabilmek gibi bir derdim asla olmadı ve olmayacak. Her kare resim altına yazacağınız '' Teşekkürler '' veya '' Emeğine Sağlık '' ibareleri benim için yeterlidir.
Saygılarımla.
Saygılarımla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)